Şok tanı ve tedavisi: Hipovolemik, distribütif, kardiyojenik

Yazan Dr. Ali Akdeniz
9 Nisan 2015   |    29 Nisan 2019   |   Kategori: Tedavi Rehberleri, Tıp Ders Notları, Üye Yazıları Print

kalp krizi tedaviŞok tanı ve tedavisi ile ilgili 13. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi’nde, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Yoğun Bakım Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Ramazan COŞKUN’un sunumu paylaşmak istiyorum. Oldukça değerli bilgiler içeriyor: Şok, yetersiz doku perfüzyonuna neden olan klinik bir sendromdur. Patofizyolojik açıdan 3 ayrı kategoride gruplandırılır; (1) hipovolemik, (2) distribütif (dağılımsal), (3) kardiyojenik.

Hipovolemik şokta tanı

Taşikardi ve hipotansiyon
– Soğuk ve sıklıkla siyanotik ekstremiteler
– Boyun venlerinde kollaps
– Oligüri veya anüri
– Sıvı infüzyonu ile belirtilerin hızla düzelmesi

Hipovolemik şok, en yaygın şok tipidir. Azalmış dolaşan kan hacminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. En sık neden kunt yada delici yaralanma ile eksternal ya da iç kanamaya yol açan travmadır. Ayrıca sıvının karındaki içi boş organlara veya periton boşluğuna sekestre olması sonucu da oluşabilir.

Taşikardi nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Klinik açıdan hipovolemik şok kan hacminin kaybına göre hafif (kan hacminin %20’den azı), orta (kan hacminin %20 -40) ya da ciddi (kan hacminin %40’tan fazlası) olarak sınıf­landırılır. Hipovolemik şok tüm organ sistemlerinde kom-pansatuvar cevaplar oluşturur.

  1. Kardiyovasküler Etkiler- Kardiyovasküler sistem volüm kaybına, kalp debisi ve kan basıncını sürdürmek amacı ile hemodinamik mekanizmaları kullanarak cevap verir. İlk iki cevap sempatik sinir sistemi tarafından yönlendirilen kalp hızının arttırılması ve periferik vazokonstriksiyon şeklindedir.
  2. Metabolik Etkiler- Doku metabolik yolları enerji kay­nağı olarak ATP’ye ihtiyaç duyar. Normalde ATP krebs döngüsünde glukozun aerobik metabolizması ile üretilir. Oksijen bulunmadığında ATP anerobik glikoliz yolu ile elde edilir. Bu durumda kullanılan glukoza göre daha az miktarda ATP oluşumuna yol açmakla kalmayıp aynı za­manda laktik asit üretimine neden olur. Laktik asit büyük oranda iskemiye bağlı oluşan asidozdan sorumludur.
  3. Nöroendokrin Etkiler- Adrenerjik deşarj, vazopressin ve anjiotensin salınımı nöroendokrin kompansatuvar meka­nizmalardır.
  4. Böbrek Etkileri- Hipovolemik şok ile böbreklere olan kan akımı hızla azalır. Afferent akımda oluşan azalma glo-merüler filtrasyon basıncının bowman kapsülünde filtras-yon için gerekli kritik seviyenin altına düşmesine neden olur.Bu yüzden uzamış hipotansiyon tübüler nekroz ile sonuçlanabilir.
  5. Hematolojik Etkiler- Eğer hipovolemi eritrosit kaybı ol­maksızın; kusma, ishal veya yanıklar ile oluşan sıvı hacmi kaybına bağlı gelişmişse, damar içi alan konsantre hale ge­lir ve vizkosite artar. Bu kıvam artışı ile yoğunlaşma distal yatağın iskemisi ile mikrovasküler tromboza yol açabilir.
  6. Nörolojik Etkiler- Sempatik uyarı serebral damarlarda belirgin vazokonsrtriksiyona neden olmaz. Beyin kan dolaşımı otoregülasyonu arteriyel basınç 70 mmHg’nm altına inmedikçe sabit kalır. Bu seviyenin altında bilinç hızla kaybolabüir ve ardından otonomik fonksiyonlarda azalma ile kendini gösterir. G. Gastrointestinal Etkiler-Hipotansiyon splanknik kan akımında azalmaya yol açar. Artmış ksantin oksidaz kon­santrasyonları mukozada gerçekleşir ve bakteriyel yer de­ğiştirmeden sorumludur.

Şok’un klinik özellikler ve belirtileri

Belirtiler ve Bulgular- Hipovolemik şok ile ilişkili bulgu­lar hastanın yaşı, hastalık öncesi durumu, volüm açığının miktarı ve kaybın geliştiği sürenin uzunluğuna bağlı ola­rak farklılık gösterir. Hafif volüm açığında ;üşümeye ait sübjektif yakınmalar, kan basıncı ve nabızda postural de­ğişiklikler, soluk soğuk nemli deri, düzleşmiş bouyn ven-leri ve konsantre idrar şeklinde görülebilir. Orta volüm açığında; sujektif susama yakınmaları, kan basıncının ya­tar pozisyondayken normalin altında olması ve şeklinde olabilir.

Ekokardiyografi nedir? Neden ve nasıl yapılır? EKO testi ne işe yarar?

Ciddi volüm açığında; hasta huzursuz, ajite.konfü ve sıklıkla künttür.Zayıf ve sıklıkla ince nabız ile birlikte azalmış kan basıncı vardır. Taşipne görülebilir eğer ilerle­mesine izin verilirse kardiyak arrest ile sonuçlanır.

Laboratuvar Bulguları- Hipovolemik şoktaki bir hasta­nın hematokrit değeri şokun süresine bağlı olarak azal­mış, normal ya da yüksek bulunabilir.Laktik asit, anero­bik metabolizmayı devreye sokacak kadar ağır şokta olan hastalarda birikir.Azalmış serum bikarbonatı ve çok az artmış lökosit değeri sayılabilir.

Şok tedavisi

Tedavide Genel Esaslar- Hipovolemik hastalara yoğun bakım üni­telerindeki tedavi yaklaşımı akut posttravmatik durum­lardan farklı olarak daha kontrollü bir temel çizgide iler­letilir. Her acil durumda olduğu gibi havayolu, solunum ve dolaşım öncelikleri ardı sıra değerlendirilmelidir. Kan ya da sıvı kaybına neden olabilecek odaklar hızla gözden geçirilmelidir. Olası odaklar arasında gastrointestinal ka­nama, fistüllerden artmış sıvı kaybı sayılabilir.Eksternal kanama olduğunda tam cerrahi kontrol sağlanana kadar yara üzerine direkt basınç uygulanmalıdır.

Şokta Sıvı Tedavisi- Hızlı sıvı desteği, hipovolemik şok teda­visinin köşe taşıdır. Sıvı bir an önce, açığı uygun şekilde düzeltecek hızda verilmelidir. Hipovolemik şokun intra-venöz tedavisinde kullanılan parenteral solüsyonlar ge­nellikle içerdikleri maddelerin molekül ağırlığına göre kristaloidler ve kolloidler olarak sınıflandırılmaktadır.

Kristaloidler

Kristaloid solüsyonlarının hiçbirinin moleküler ağırlığı 6000’in üzerinde değildir. Birçok sayıda kristaloid mevcut ol­masına rağmen resüsitasyon amacı üe sadece insan plazması ile izoonkotik olan ve ozmotik aktif taneciklerinin sodyum

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla