Türk Toraks Derneği: Koronavirüs en fazla kapalı ortamlarda bulaşıyor

Yazan Hatice Pala Kaya
4 Şubat 2021  |   Kategori: Güncel / Literatür, Sağlık Gündemi Print

Türk Toraks Derneği, Çin’de yapılan bir araştırmada, 7 bin 234 vakanın incelendiğini ve bunlardan sadece 1’inin Covid-19 virüsünü dış ortamda aldığını; geri kalan kişilerin tamamına bulaşın, başkalarının da bulunduğu kapalı ortamda olduğunun belirlendiğini açıkladı. Dernekten yapılan yazılı açıklamada, Covid-19’dan korunmak için, maske, mesafe ve temizliğin yanında, mümkün olduğunca riskli, başka insanların bulunduğu kapalı ortamlardan kaçınmak gerektiği vurgulandı.

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Üyesi Doç. Dr. Haluk Çalışır, araştırma sonucuna yönelik 239 bilim insanının ortak bir deklarasyon yayımladığını belirterek, “Bilinenin aksine 1,5-2 metre mesafe bırakmanın bulaşmayı yeterince önlemediği, havada uzun süre kalma özelliğine sahip çok daha küçük parçacıkların (aerosollerin) kapalı alanlarda uzun sürebilecek bulaşmadan sorumlu olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır” bilgisini verdi.

Covid-19 salgınından korunmaya yönelik olarak mesafe ve riskli ortamlarda yüzeye dokunmama gibi korunma önlemlerinin kapalı ortamlarda bulaşmayı önlemede yetersiz kalabileceğinin çalışma ile ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Çalışır şunları kaydetti: “Çok sayıda araştırma sonucu, sayılan bulaşma yolları dışında, hasta bireylerin virüs içeren solunum yolları sekresyonlarından kaynaklanan çok daha küçük damlacıklar vasıtasıyla havada uzun süre kalabildiği ve 1,5-2 metreden daha uzak mesafelere ulaşabildiği bilinmektedir. Yine yapılan araştırmalar sonucunda da, hastalığın en yoğun şekilde iç ortamlarda bulaştığı gösterilmiştir.

Bu nedenle hastalıktan korunmak için, fiziksel mesafeyi korumak, sık el yıkamak ve usulüne uygun şekilde maske takmak yeterli olmamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nde yapılan bir araştırmada, 7324 Covid-19 vakasının incelenmesinde, sadece bir hastaya dış ortamda bulaş olduğu, geri kalanların tümünde, hastalığın iç ortamlarda bulaştığı gösterilmiştir. Özellikle kapalı mekânlarda maskeli dahi olsa belirli sürelerin üzerinde bulunmaktan kaçınmak, az sayıda insan bulunmasına özen göstermek oldukça önemlidir.”

Bulaşmada sorumlu küçük damlacıklar

Doç. Dr. Çalışır, kapalı ortamlardaki bulaşmanın havada uzun süre asılı kalan küçük parçacıklarla gerçekleştiğini, riskli bir ortam söz konusuysa 1,5-2 metre mesafe bırakmanın bulaşmayı yeterince önlemediğini vurguladı.

Salgının ilk döneminde Diamond Princess yolcu gemisinde hastalığın yayılma dinamiklerinden elde edilen sonuçların, daha sonraki süreçte restoranlarda yaşanan bulaşmanın kapalı ortamları dikkat çekici hale getirdiğini belirten Doç. Dr. Çalışır, “Benzer kapalı ortam salgınlarının analizleri de bu görüşleri desteklemektedir. TTD Çevre ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu olarak, yaşanılanlardan ve elde olunan bilimsel verilerden yola çıkarak, hastalığın bulaşmasında aerosol diye tanımlanan küçük damlacıklar ile bulaşmanın da çok önemli olduğunun altını çizmek isteriz” dedi.

Toplu taşımada konuşulmamalı

Türk Toraks Derneği II. Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahriye Oya İtil de yoğun ve mekan olarak küçük olan toplu taşımaların bulaşma açısından riskine işaret ederek, “Sağlık Bakanlığının 1 Ekim 2020 tarihinde yayınladığı Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi’nde belirtildiği gibi, kent içi ulaşım araçlarında bulaşıcı damlacık oluşturabileceği için konuşulmamalı ve bağırılmamalıdır. Fransa Ulusal Tıp Akademisi de toplu taşıma araçlarında konuşma yasağı getirilmesini önermiştir” dedi.

Prof. Dr. İtil, toplu taşıma araçları ve diğer kapalı ortamlarda dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıraladı:

  • Hastaların ve hasta olmayanların, ağız ve burunlarını kapatacak şekilde uygun materyalden yapılmış maske takması
  • Özellikle yüzeylere temaslardan sonra ellerin temizliğine dikkat edilmesi
  • Diğer bireyler ile fiziksel mesafenin korunması
  • Kapalı alanlarda bu önlemlere rağmen bulaşma söz konusu olduğundan, açılan pencere varlığında hava koşullarına göre açık tutulması ya da sık sık açılarak ortamın havalandırılması, merkezi havalandırması olan binaların havalandırma sistemlerinin taze hava ile uygun çevrim sayısı ile sürekli çalıştırılması,
  • Kapalı ortamlarda bulunan insan sayısının kısıtlanması,
  • Kapalı ortamlarda yemek sırasında maskelerin çıkarılması risk yaratacağından, toplu yemek yemekten kaçınılması,
  • Ofis, okul, kafeterya vb. mekanlarda masalar etrafına konulan şeffaf bariyerlerin hastalığı korumada yeterli olmadığı, yüze takılan şeffaf siperliklerin de tam koruma sağlamadığı bilinmelidir.

Kapalı ortamların havası ultraviyole C ışını ile temizlenebilir

Kapalı ortamlarda riski azaltmak için havalandırmanın önemli olduğunu, alınabilecek bir diğer önlemin ise ultraviyole C ışınıyla havanın temizlenmesi olduğunu kaydeden Prof. Dr. İtil şunları bildirdi: “Dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşılamanın başlamış olması önemli bir gelişmedir. Ancak aşı olmanın hastalığın bulaşmasını engellemediği de bilinmektedir.

Ayrıca bağışıklamanın toplumda bulaşmayı önleyecek düzeye ulaşması daha uzun zaman alacağından, aşılama ile birlikte yukarıda yeniden altı çizilen maske, mesafe ve el yıkama önlemlerine ek olarak özellikle kapalı alanlarda ortam havasının temiz olmasına yönelik havalandırma, uygun filtrasyon ve oda üstü ultraviyole C (upper room ultraviolet C) ile desteklenen yöntemler kullanılması, açılan pencereleri olan mekanlarda mümkün olduğu ölçüde açık tutulması, kapalı ortamlar başta olmak üzere ağzı ve burnu tamamen kapayacak maske takılması, kapalı ortamlarda bulunan insan sayısının azaltılması ve bu ortamlarda bulunma sürelerin de kısa tutulması gerektiğini bildirmek isteriz.”

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla