Ilko
Ilko

GGD Başkanı Saner: Gıda güvenliği bir zincirdir, en zayıf halkasından kopabilir

Yazan Hatice Pala Kaya

26 Nisan, 2016  |   Kategori: Sağlık Gündemi, Üye Yazıları

samim-saner-3Gıda güvenliğinin her aşamasının çok önemli olduğunu ve bir zincir gibi en zayıf halkasından kopabileceğini söyleyen Gıda Güvenliği Derneği (GGD) Başkanı Samim Saner, gıdaların güvenle tüketilmesinde menşeinin bilinmesinin en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtlayan Saner, gıda güvenliğinin bir zincir olduğunu ve her aşamasının mikrobiyolojik, fiziksel ve kimyasal olarak sağlığı bozmayacak bir şekilde kontrol altına alındığı zaman güvenli sayılabileceğini belirtti.

Samim Saner, tüketicileri ve üreticileri gıda güvenliğinin bütün süreçleriyle ilgili bilinçli olmaya çağırdı. Son dönemin trendi haline gelen “organik ürünler” ve “doğru bilinen yanlışlar” için uyaran Samim Saner, gıda güvenliğinin fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik açıdan bir zincir teşkil ettiğini hatırlattı.

Gıdanın menşeinin bilinmesi büyük önem taşıyor

Ürünlerin “menşeinin bilinmesinin” büyük önem arz ettiğini ve bunun da ancak ambalajlardan okunabildiğini belirten Saner, “Organik gıda güvenilir gıda diyoruz. Ama burada eğer ürün gerçekten organik ise öyledir. Kuralına uygun olarak üretildiğinde organik olmayan ile organik olan arasında besleyicilik ve güvenilirlik anlamında bir fark bulunmamaktadır. Organik ürün, açıkta ambalajsız bir şekilde satılıyorsa kesinlikle itibar edilmemeli. Sadece organik sertifikası olan ürünlerin organik olduğunu unutmayalım.

samim-saner-1Organik ürün diye farkını ödeyerek aldığınız bir ürünün ambalajını inceleyip üzerinde “Organik Ürün Türkiye Cumhuriyeti” ibaresinin ve Türkiye haritasının bulunduğu yuvarlak logoyu arayın, bu logo bulunmuyorsa bu ürün organik değildir. Ambalajsız bir şekilde açıkta satılan organik ürüne asla güvenmeyin. Toplumda şöyle bir algı var, eğer birisi şalvarı ve kasketiyle gelmiş köy yerinde bir şey satıyorsa o eşittir organiktir gibi bir inanış yanlış. Köylü eğer yanlış üretim yapıyorsa daha büyük riskler üretebilir. Mesela; bilmeden hayvanına antibiyotik veriyor yada kontrolsüz pestisit kullanıyorsa” dedi.

Saner, “ambalaja girmiş ürünleri almayın” demenin de cehalet kaynaklı bir yaklaşım olduğunu belirterek, önemli ve dikkat edilmesi gereken hususun; gıdanın üretilmesi-tüketilmesi sürecindeki her aşamasında bilinçle üretilmiş, korunmuş (ambalajlanmış) ve menşei belli olan ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın denetimine tabi olan işletmelerde üretilmiş olan gıdaları tüketmek olduğunu kaydetti. Saner, “Gıda güvenliğini bir zincire benzetiyoruz. Zinciri çektiğinde en zayıf halkasından kopar. Her halkanın güçlü olması gerekiyor” diye konuştu.

Türkiye’nin Avrupa Birliği mevzuatına uyum açısından büyük oranda başarı sağlamasına rağmen, uygulama boyutunda ve tabana yayılan bilinç-bilgi anlamında zayıflıklar olduğunu kaydetti.  Denetleyici birimlerin ne kadar katı davranırsa davransın tam başarının sağlanması için itici gücün bilinçli tüketici olduğunun altını çizen Saner, “Asıl denetçi burada tüketicidir. Bir gıdanın kimin tarafından üretildiğinin bilinmesi lazım. Hangi tarihte üretildiği, son kullanım tarihi, içinde ne bulunuyor yani bir ürünün etiketini okumayı bilmemiz gerekiyor. Bu gıdanın Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı tarafından üretilmiş olduğunu ve onaylı olduğunu görmemiz lazım. Eğer riskli bir gıdayı etiketsiz olarak satın alıyorsanız, siz denetçi olarak zaten hata yapıyorsunuz” diye konuştu.

Hijyeni yeterli olmayan yerde yemek yemem

Gıda tüketiminin en fazla yapıldığı yerler olan restoranlarda hijyenin önemli bir unsur olduğunun altını çizen Saner, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Ben bir restorana gittiğim zaman öncelikle tuvaletine bakarım. Tuvaletinde sabun ve suyu olmayan ve gerekli hijyenik koşulları sağlanmamış bir yer ise oradan sağlıklı bir gıda almak mümkün değildir. Çünkü birçok gıda zehirlenmesi dışkı kaynaklıdır. Bütün hastalık yapıcı bakteriler dışkılardan bulaşır. Eğer siz müşteriye bile hijyenik bir tuvalet sağlamadıysanız, orada çalışan personele hiç sağlamamışsınız demektir. Öyle bir yerdeyseniz oradan hemen uzaklaşın”

Proteini yüksek ürünlere dikkat!

Çocuklar, yaşlılar ve turistler daha fazla zehirleniyor! Saner, yaz aylarında, proteini yüksek olan et ve et ürünleri; süt ve süt ürünleri ile deniz ve su ürünlerinin daha dikkatli tüketilmesi gerektiğini belirtti. Bağışıklık sisteminin zayıflığı nedeniyle çocuk ve yaşlıların daha fazla zehirlendiğini belirten Saner, bunlara risk grubu olarak turistlerin de eklenebileceğinin altını çizdi.

samim-saner-2

Türkiye’nin gıda güvenliği ve zehirlenmeler açısından verilerinin derlenmesinde ve biyoistatistikler konusunda zayıf olduğunu kaydeden Saner, “Ne yazık ki birçok vaka yalnız gastointestinalenterit diyerek kapatılıp gidiyor. Etkeni hiç araştırılmıyor. Salmonella mı, Listeria mı, norovirüs mü? Çünkü gıda zehirlenmelerinin bazılarına virüsler etki ediyor. Bazıları da bakteri kaynaklı olarak ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Hileler karışım ürünlerinde yoğun

Türkiye’de gıda hilelerinin karışıma imkan veren, zeytinyağı, baharat, çekilmiş kıyma-et ürünlerinde yoğun olduğunu belirten Samim Saner, çok sayıda yanlış bilginin de tüketicilerin hatalı davranmasına yol açtığını vurguladı.  “Gıda ürünlerini tadarak, bakarak, koklayarak zarar verip vermeyeceğini anlamak mümkün değildir” diyen Saner, tüketici bilincinin öne çıkması gerektiğini anlattı. Saner şu öneri ve uyarıları yaptı:

ASOS sistemi ile ambulanslar yoldayken hasta bilgileri doktora ulaşacak

Tüketicilere yönelik bazı gıda güvenliği ipuçları

  • Et, tavuk, yumurtayı yıkamayın. Yumurtayı yıkamak yanlış bir uygulamadır. Yıkadığınızda yumurtanın üzerindeki bakterileri her tarafa bulaştırıyorsunuz, bu çok büyük bir risk. Kaldı ki, yumurtayı doğru pişirmek önemlidir. Burada akının çok iyi pişirilmesi gerekiyor.
  • Kırmızı etin ve özellikle kıyma ve köftenin içinin kırmızı kalmaması ve iyice pişmesi gerekiyor. Karışım etlerde, içi ve dışı olmuyor artık. Köftenin içi eğer kırmızı ise ciddi sağlık riski var. Köftenin içi kırmızı kalmamalı. Şimdi dükkanlarda büyük büyük burgerler satılıyor. İçleri tam pişmiyor. Burada çok ciddi, ömür boyu sorun yaratabilecek hatta böbrek yetmezliğine neden olabilecek E.coli O157 bakterisinin zehirlenmeleri söz konusu olabilir. Buna çok dikkat etmek gerekiyor. 
  • Eğer pazar yerlerinden açıkta olan, kimin ürettiği belli olmayan süt ve süt ürünlerini kullanıyorsanız, bunlarda çok ciddi malta humması riski var. Özelikle iç ve doğu bölgelerimizde malta humması, bruselloz hastalığı çok ciddi bir halk sağlığı tehdididir. Bruselloz ciddi ateş nöbetlerine neden olur. Mücadelesi de kolay değildir. 5-6 aydan önce toparlanması mümkün olmuyor.

Prof. Dr. Ünal: Hasta ve sağlık çalışanı güvenliği için farkındalık yaratmak istiyoruz

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMLAR

avatar
 
 
 
 
 
 
 
 
Araç çubuğuna atla