Oruç tutmaması gereken hastalar ve orucun riskli olduğu 6 rahatsızlık

Kategori: Diyabet, Hipertansiyon, Kalp Hastalıkları, Oruç Print

Yılın en sıcak günlerine gelen Ramazan ayında oruç tutanları da zorlu saatler bekliyor. 17 saate kadar uzayan açlık süresi sağlıklı insanları bile zorlarken, bazı kronik hastalıkları olanlarda geri dönüşü olmayan sorunlara neden olabiliyor. Hem oruç tutulan sürenin uzunluğu hem de sıcaklık nedeniyle terlemenin artması sıvı kayıplarına yol açıyor. Düzenli kullanılması gereken ilaçlar iftarla sahur arasına sıkıştırılmaya çalışılıyor. Sonuç olarak da kalp başta olmak üzere böbrek ve mide sorunları ile diyabet ya da sinirsel hastalıklar bu dönemde tetiklenebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Baykal, ramazanda oruç ile tetiklenen hastalıklar hakkında bilgi verdi:

Kronik kalp yetmezliği hastalarında oruç krizlere neden olabiliyor

Ramazan ayında vücudun değişen düzene uyum sağlaması bazen üç haftayı bulabiliyor. Bu durum özellikle kalp hastalarının tedavisinde bazı zorluklara yol açıyor ve ilaç alım saatlerinin yeniden düzenlenmesini gerektiriyor. Günümüzde birçok kalp ilacı günde tek doz veya iki dozda kullanabiliyor. Bu nedenle oruç tutmayı düşünen hastaların mümkünse Ramazan başlamadan kendilerini takip eden doktor ile görüşerek en uygun ilaç kullanım şeklini oluşturması gerekiyor.

Oruç tutanlar için Ramazan’da sağlıklı beslenme önerileri

Kronik kalp yetmezliği olan hastaların tedavileri bazen iftar ve sahur arasına sınırlanamıyor. Bu grup hastaların doktorlarının önerileri çerçevesinde hareket etmeleri ve eğer doktoru izin vermiyorsa oruç tutmamaları gerekiyor. Ayrıca kalp yetmezliği olan kişiler genellikle vücutta artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanıyorlar. Bu ilaçların etkisi nedeniyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları, sonrasında ise bayılmalar ve hatta şoklar bile gündeme gelebiliyor.

İftarda ise vücutta aşırı su ve tuz yüklenmesi, zaten sınırda pompalama gücü olan kalbi aşırı çalışmaya zorluyor. Hızlı ve çok yemek sonrası sindirim sisteminin kan dolaşımı artıyor. Bu da kalbe yüzde 20 ilave yük getirerek kalp krizlerine yol açabiliyor.

Oruç tutan diyabet hastalarında kalp sorunları yaşanabilir

Diyabet hastalığında beslenme biçimi çok önemli. Şeker hastalarının 3 ana ve 3 ara öğün olarak beslenmesi yani sık sık yemek yemesi gerekiyor. Oysa şeker hastası olanlar oruç tutarken, tedavide olması gerekenin aksine akşama kadar aç kalıyor ve şekerleri düşüyor. İftarda yenen yemeklerle de vücuda fazla miktarda şeker girdiğinden şeker normal düzeyinin çok üstüne çıkıyor. Diyabet hastalarının kanında çok miktarda bulunan şekerin damar sertliğine neden olması kalbe gelen kan miktarı azalıyor.

Bunun sonucu olarak göğüs ağrısı, kalp krizi veya ani kardiyak ölümler ortaya çıkabiliyor. Öğünlerden iki saat sonra ortaya çıkan tokluk kan şekeri yüksekliği de bu riski artırabiliyor. Diyabet hastası olmayan kişilerde yemekten sonra pankreasta üretilen insülin hormonu hızlı bir şekilde salgılanırken, şeker hastalarında bu hızlı erken dönem insülin salgılanması kayboluyor. İlaç ve insülin alan şeker hastalarının bunları kesinlikle aksatmaması gerekiyor. Çünkü etki süreleri 8-12 saat arasında değişiyor ve hasta bu ilaçları almayı kendi başına bırakırsa kalp ve tansiyon hastalık riskini daha da artırıyor.

Diyabet hastaları oruç tutabilir mi? İşte uzmanından öneriler

Oruç tutan ülser hastaları ramazanı hastanede geçirebilir

Ülser kendini açlık ağrıları şeklinde veya özellikle gece uyandıran ve sırta yayılan karın ağrıları, yanma, kaynama, hazımsızlık, halsizlik şeklinde gösteriyor. Ağrılar midenin boş olduğu zamanlarda, öğün aralarında veya yemekten sonra belirginleşiyor. Birkaç dakika ya da birkaç saat devam edebiliyor. Açlık, özellikle 12 parmak bağırsağı ülserinin seyrini olumsuz etkiliyor. Ramazan aylarında birçok kimsede ülser ağrılarında artma, kanama, ülserin delinmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor.

Bu dönemde ülserin delinmesi veya ülser kanaması nedeniyle hastanede yatan hastaların sayısında belirgin bir artış gözleniyor. Ülser kanaması geçiren hastaların eğer şikayetleri devam ediyorsa mutlaka kontrolden geçmeleri gerekiyor. Ülseri tamamen iyileşmeyen hastaların ise oruç tutmaları tavsiye edilmiyor. Ayrıca ülser hastaları oruç tuttukları takdirde fazla miktarda ağrı kesici kullanıyorlar. Ancak bu hastaların ağrı kesici de kullanmamaları gerekiyor.

Tansiyon hastaları oruç tutabilir mi?

Ramazanda yüksek tansiyona bağlı sorunlar artıyor

Oruç tutan hipertansiyon hastaları tedavilerine dikkat etmemeleri durumunda önemli sorunlarla karşılaşabiliyor. Bu nedenle oruç tutmak isteyen hipertansiyon hastalarının mutlaka doktorlarına başvurmaları gerekiyor. Doktoru tarafından oruç tutmalarına izin verilen hipertansiyon hastalarının iftarda aşırı yemek yememeye dikkat etmeleri şart. Ancak hipertansiyon hastalarının ilaçlarını aksatmadan kullanmaları gerekiyor.

Bu nedenle de oruç bu kişiler için tehlikeli sonuçlara neden olabiliyor. Ayrıca bazı kişiler oruç tuttuklarında daha stresli oluyorlar ve bu durum tansiyonlarının daha da yükselmesine neden olabiliyor. Ramazan ayının ilk günlerinde yüksek tansiyona bağlı sağlık sorunları daha sık yaşanıyor.

Böbrek hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler

Böbrek hastaları oruç tutabilir mi?

Böbrek yetersizliği tedavisinde bol su içilmesi gerekiyor. Böbrek hastalarının oruç tutmaları sakıncalı olup, böbrek yetersizliği olanların oruç tutmaları halinde yetersizlik daha da ilerliyor. Ramazan ayında böbrek hastaları, iftar ile sahur arasındaki dönemde su açıklarını kapatamadıklarından hastalığının farkında olmayan birçok kişi, ramazan sonrası böbrek yetersizliği nedeniyle doktora başvuruyor. Diğer taraftan böbrek taşı olan hastaların susuz kaldığı dönemlerde şikayetleri artabilir.

Oruç tutan depresyon hastalarında geri dönüşler yaşanabiliyor:

Ağır depresyon, panik atak ve sürekli kaygı bozukluğu gibi psikolojik hastalıkları olanların oruç tutması uygun değil. Kişi mutlaka oruç tutmak istiyorsa bunu devamlı gittiği doktoruna danışmalı, eğer müsaade edilmiyorsa tutmamalıdır. Psikolojik tedavi gören insanların bir kısmının kullandığı ilaçların kanda çok dengeli olması gerekiyor. İlaçların bırakılması hastaların sorun yaşamasına neden olabiliyor.

Kalp hastaları oruç tutabilir mi?

Kalp hastalıkları hiçbir belirti vermeden sessizce olabileceği gibi kişinin günlük aktivitelerini engelleyecek düzeyde sorun çıkaran şikayetlere de dönüşebilir. Kalp hastalığının derecesine göre kontrol altındaki kalp hastaları oruç tutabilirler. Ancak kalp hastası olan kişinin mutlaka bu konuda kendisini takip eden doktoruna danışması gerekir. Son 1 yıl içinde kalp krizi hikayeniz yoksa, ilaç tedavisiyle kontrol altında olan kalp ve yüksek tansiyon hastasıysanız doktorunuza danışarak oruç tutabilirsiniz.

Bilinçli tutulan oruç kalbi koruyor

Kimlerin Oruç Tutması Risklidir?

  • Son 1 yıl içinde yeni kalp krizi geçirenler,
  • Kalp hastalığına bağlı kontrol altına alınamayan şikayeti olanlar,
  • Çoklu ilaç kullanımını gerektiren kalp yetmezliği olanlar,
  • Kontrolsüz hipertansiyon hastaları,
  • Kalp kapak protezi ya da artmış inme riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullananların oruç tutmaları sağlıklı değildir.

Kalbinde stent olanlar ya da kalp pili kullananlar oruç tutabilir mi?

Eğer stent son 1 yıl içinde takılmışsa, stent ve diğer damarlarda problem çıkmaması için genelde ikili kan sulandırıcı tedavisi uygulanır. Bu dönemde kişinin oruç tutması doğru olmaz. Ancak stent uygulaması ardından 1 yıl geçmiş ve hastanın şikayetleri kontrol altındaysa yine doktoruna danışarak oruç tutmasında sakınca olmayabilir. Kişide sadece kalp pili olması oruç tutmak için engel değildir. Kalp ya da kalp dışı diğer yandaş hastalıkların varlığı kişinin oruç tutmasına engel olabilir.

Kan sulandırıcı ilaç kullananlar oruç tutabilir mi?

Kişinin;

  • İnme riskini azaltmak amacıyla geçici ya da sürekli kan sulandırıcı ilaç kullanması gerekiyorsa,
  • Kalp krizi veya kalp krizi olmadan da akut koroner sendrom dediğimiz kalp damar hastalığında akut alevlenmeye bağlı 1 yıl ikili kan sulandırıcı tedavi alması gerekiyorsa oruç tutması uygun değildir.

Kronik kalp damar hastalığı olup da kontrol altında olan ve sadece koruyucu olarak düşük doz aspirin kullanması önerilen hastalar doktor kontrolünden geçtikten sonra oruç tutabilirler.

Kalp hastaları oruç tutarken nelere dikkat etmelidir?

Öncelikle oruç tutma kararından önce kendilerini takip eden doktorun görüşünü almaları gerekir. Oruç tutarken kalp hastaları için sorun oluşturabilecek iki temel konu; özellikle sıcak ve uzun yaz günlerinde uzun süre susuz kalmak ve iftarda ani, çabuk ve çok miktarda yemek yemektir. Ağırlıklı olarak Akdeniz mutfağı dediğimiz sebze ve salata ağırlıklı, et olarak da balığın tercih edildiği beslenme tarzı, kalp hastaları için en uygun beslenme biçimidir.

Hangi hastalar oruç tutamaz? Mide hastaları için ramazan önerileri

En kötüsü ise uzun süren açlık ardından yağlı, çabucak, çok miktarda yemek yemektir. Bu şekilde mide ve barsak sistemine giden kan miktarı artışıyla kalbin iş yükü de artacaktır. Bu da ani kalp krizlerine neden olabilir. Bu yüzden özellikle bilinen kalp hastalığı olanların, aslında herkesin, günlük almaları gereken besin miktarını iftarla sahur arasında bölüştürerek azar azar ve sık alması en uygun yöntemdir.

Oruç, sağlıklı insanları kalp hastalıklarından koruyor

Oruç tutanların kalp damar sisteminde pıhtılaşma azalıyor. Gene oruç tutanlarda HDL artıyor, kötü huylu kolesterol ile trigliserid düzeylerinde ise azalma olmuyor ancak yükselme de yaşanmıyor. Kronik kalp hastalığı için bir risk faktörü olan homosisteinin oruç tutanlarda en düşük düzeylere geriliyor. Sağlıklı kişilerde oruç koroner kalp hastalığından korunma sağlıyor, kronik kalp hastalarında ise şikayetlerin ilerlemesini önlüyor veya azaltıyor.

Su tüketimleri ne düzeyde olmalıdır?

Doktor tarafından başka bir şey önerilmediyse günlük su tüketimi en az 2 litre olmalıdır. Bu miktar yine iftarla sahur arasında bölüştürülerek alınmalıdır. Özellikle ilaç tedavisi altında olan hipertansiyon ve bilinen kalp damar hastası olan hastaların bu konuya özen göstermesi hayati önem taşır.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla