Prof. Dr. Bor: 811 Gastroenterologla tüm hastalara yetişmek mümkün değil!

25 Kasım, 2017  |   Kategori: Sağlık Gündemi

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından Eskişehir’de düzenlenen ’Sindirim Sistemleri Hastalıkları Bilgilendirme Program”nda konuşan Dernek Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, bir çok hastalığa bakmalarına rağmen gastroenterolog sayısının Türkiye’de sadece 811 olduğunu ve hastalara yetişmelerinin çok zor olduğuna dikkat çekti. Gastroenterolojik hastalıkların insanlarda en sık görülen müzmin hastalıkların bir çoğunu barındırdığını dile getiren Prof. Dr. Serhat Bor, “Sıklıklarını düşünürsek; Türkiye’de reflü hastalığı sıklığı %23, mide problemi sıklığı %15. Safra taşı, hemoroid sıklığı, gaz, şişkinlik, safra kesesi tümörleri gibi diğer hastalıkları da eklerseniz olasılıkla tıbbın en sık rastlanan hastalıkların önemli bir kısmı gastroenterolojinin alanına girer. Bu kadar geniş bir ilgi alanı olmasına rağmen Türkiye genelinde sadece 811 gastroenterolog var. Bu sayı ile tüm hastalara yetişebilmemiz mümkün değil, uzman sayısının acilen artması gerekiyor” dedi.

Türk Gastroenteroloji Derneği tarafından, Abbott’un koşulsuz desteği ile düzenlenen “Sindirim Sistemi Hastalıkları Bilgilendirme Programı”nın son durağı Eskişehir oldu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Taşbaşı Kültür Merkezi, Kırmızı Salon’da yapılan ve katılımın ücretsiz olduğu program açılışında ilk olarak Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Uğur Bilge söz aldı, ardından Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, “Sindirim Sisteminizin Hekimleri; Gastroenteroloji Nedir?, Endoskopi Kime Yapılır, Kime Yapılmaz?” başlıklı sunumunu yaptı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen toplantıda ayrıca, sindirim sistemi hastalıklarıyla ilgili bilgiler yer alan broşürler dağıtıldı ve anket çalışması yapıldı. Ayrıca, konferans merkezi girişinde kurulan dev kalın bağırsak maketi ile de kolon kanseri hakkında, ziyaretçilerin bilgilendirilmesi amaçlandı. 

Uzman sayısı acilen artmalı

Prof. Dr. Serhat Bor, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sıklıklarını düşünürsek ve örnek verirsek; Türkiye’de reflü hastalığı sıklığı %23, mide problemi sıklığı %15, kabızlık sıklığı %8,5, hepatit C %1, hepatit B %3-4. Safra taşı, hemoroid sıklığı, gaz, şişkinlik, bütün safra kesesi tümörleri, bağırsak tümörleri, pankreas tümörleri bütün bunları sıraya koyduğumuz zaman olasılıkla tıbbın en sık rastlanan hastalıkların önemli bir kısmı gastroenterolojinin alanına girer. Sonuçta ağızdan makata kadarki bütün yol boyu pankreas, safra kesesi ve karaciğer, gastroenterolojinin ilgi alanıdır. Bu kadar geniş bir ilgi alanı olmasına rağmen ülke çapında sadece 811 gastroenterolog var. Tabi bizim hastalara yetişebilmemiz mümkün değil, sayılarımızın acilen artması gerekiyor, bu çok önemli bir konu”

Prof. Dr. Serhat Bor: Türk halkının %70’inde sindirim sistemi hastalığı var

Bir gastroenterolog yetişirken, neredeyse ömrünün yarısı geçiyor

Konuşmasının devamında bir Gastroenteroloji uzmanının yetişmesindeki süreye ve yetiştiğinde yapabileceği uygulamalara değinen Prof. Dr. Bor şunları söyledi: “Gastroenterolog olmak çok büyük bir emektir. Her gastroenterolog gerek normal endoskopi yani mide bağırsak veya bir kolonoskopi yapmanın yanı sıra çok daha ileri endoskopik girişimleri yapacak şekilde eğitilir.

Örneğin ERCP dediğimiz safra yolundaki taşların ameliyatsız olarak endoskopla çıkarılması yada buradaki darlıkların açılmasından tutun yemek borusu darlıklarının genişletilmesine, Kalın bağırsaktaki darlıkların genişletilmesine, Kalın bağırsaktaki bazen bir yumruk kadar olabilen 20-25 santimetreye kadar büyüyebilen tümörlerin ameliyatsız endoskopla çıkartılabilmesine, yine bütün sindirim sisteminin ince bağırsak endoskopisi yoluyla izlenebilmesine, kapsül video endoskopilerle hastanın sadece kapsül içirilerek tüm sindirim sisteminin gözden geçirilmesine kadar uzanan çok geniş bir zeminde tüm bu tespitleri yapmak üzere eğitilir. Tıp fakültesinden 23 yaşında mezun olur, üzerine 1,5-2 yıl mecburi hizmet yapılır, üzerine 4 yıllık iç hastalıkları ihtisasına girilir. O bittikten sonra yine 1,5-2 yıl mecburi hizmet vardır. Ondan sonra 3 yıl gastroenteroloji ihtisası yapılır ve o bittiğinde tekrar 1,5-2 yıl mecburi hizmet vardır.

Bugün bir gastroenterolog yetiştiğinde neredeyse ömrünün yarısı geçer. 35 ile 38 yaşları arasında gastroenterolog olunur. Tabi bu da önemli bir sorundur çünkü bir hekim, hekimliğe 23 yaşında başlar. Eğer aile hekimi olsa 23 yaşından itibaren kendi alanında hasta görürken ya da bir hukukçu 21 yaşından itibaren hukukla ilgilenmeye başlarken bir gastroenteroloğun başlaması 35 ile 38 yaş arasındadır. Yani 15 yıllık arada gastroenterolog olarak görev yapamadığı bir dönem vardır. Bu da tabi halkımızın bu hekimden 15 yıl daha az faydalanması anlamına gelir” diye konuştu.

Kalın bağırsak kanseri korunulabilir bir kanserdir

Kalın bağırsak kanserinin Türkiye’de en sık görülen 3’üncü kanser türü olduğunu ve bu kanserden korunulabildiğini söyleyen Prof. Dr. Bor, şöyle devam etti: “Kalın bağırsak kanserleri ülkemizde en sık görülen 3’üncü kanser türüdür. En önemli özelliği, kalın bağırsak kanseri korunulabilir bir kanserdir. Bu ne demektir? Eğer kişiler bizim önerdiğimiz tetkiklerini yaptırırlarsa, tetkiklerinin sonunda daha kanser olmadan yakalanabilme şansları vardır. Bu çok önemli bir şeydir.

Türkiye’de 100 bin kişiye sadece bir Gastroenteroloji uzmanı düşüyor!

Çünkü vücutta böyle bir organ neredeyse hiç yoktur. Bu ne demektir? Bizim önerimiz ve Sağlık Bakanlığı da bunu öneriyor. 50 yaşın üzerinde her yıl, büyük abdestte gizli kan aratılması ve 51-61 yaşlarında kolonoskopi yaptırılması öneriliyor. Son derece doğru uygulamalardır bunlar. Bunlar yapıldığı takdirde kişide bir polip varsa, bu polip kanserin erken başlangıç dönemindeki iyi huylu safhasıdır. Biz o polipi endoskopi aracılığıyla alırız. Kişi ameliyat olmadan sadece endoskop aracılığıyla bu polip alınır, alındıktan sonra bu kişinin artık kanser olması tümüyle engellenir.

Burada risk grubu hastalar vardır. 1’nci derece akrabasında kolon kanseri bulunanlar, iltihabi bağırsak hastalığı bulunanlar risk grubu hastalardır. Gastroenteroğun takdirine göre daha erken dönemde bunlarda kolonoskopik incelemeler yapılabilir. Bir kişinin polipi varsa biz bunu tamamen çıkartsak dahi yineleme olasılığı var. Burada önemli olan öncelikle o polipin alındıktan sonra, patolojideki incelemesinden ne çıkacağıdır. Ya da patolojik inceleme sonucuna bakarak, gastroenteroloji uzmanı hastanın hangi aralarla tekrar kolonoskopik olarak izlenmesi gerektiğine karar verir. Polip sayısı önemlidir, bazen yüzlerce olur. Bazı ailesel hastalıklarda tüm kalın bağırsak polip doludur. Az rastlanır, ama önemli bir gruptur. Bunun yanı sıra polipin boyu gibi çok sayıdaki faktör de mutlaka buna katkıda bulunur.”

Program açılışında ilk olarak Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Uğur Bilge söz aldı daha sonra ESOGÜ Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ayşegül Harmancı Özakyol, “Sık ve Sinsi Tehlike:Bağırsak Kanseri ve Taraması”; Prof. Dr. Selçuk Dişibeyaz, “Pankreas Tümörleri”; Doç. Dr. Erkin Öztaş, “Hepatit ve Siroz” ve Doç. Dr. Tuncer Temel, “Reflü Hastalığı“ başlıklı sunumlar yaptılar.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMLAR

avatar
 
 
 
 
 
 
 
 
Araç çubuğuna atla