Obezite böbrek kanseri riskini 3 kat artırıyor

Kategori: Böbrek Sağlığı, Kanser Print

bobrek-mercekBöbrek kanseri tehlikeli türlerinden biri olarak öne çıkıyor ve tümörlerinin %80’ini renal hücreli karsinomlar oluşturuyor. Böbrek kanseri tanısı konduğundan itibaren her üç olgundan birinde metastaz bulunuyor. Böbrek kanserinde en önemli risk faktörünün sigara olduğunu ve hastalığın obezlerde görülme sıklığının 3 kat daha fazla olduğunu söyleyen Emsey Hospital’dan Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Topuz, hipertansiyonun da önemli bir risk faktörü olduğunu belirtti.

Kistik böbrek hastalığının da riski arttırdığını dile getiren Prof. Dr. Topuz, “Sularda yüksek oranda arsenik olması, raf ömrü uzun olan katkı maddeli gıdaların tüketilmesi, böcek ilaçları, bitkilere konulan kimyasallar, aşırı alkol, yağ ve trans yağ tüketilmesi ve hava, su, toprak gibi yollarla alınan kimyasallar riski artıran diğer faktörlerdir” dedi.

Böbrek kanseri nasıl anlaşılır?

Prof. Dr. Erkan Topuz

Prof. Dr. Erkan Topuz

Böbrekteki kitlelerin çoğunun, ileri evrelere ulaşana kadar belirti vermeyebildiğini, bu tümörlerin böbrekte sınırlı oldukları için, hastanın yaşam süresine olumlu katkı sağladığını vurgulayan Prof. Topuz, şu bilgileri verdi: “Uzak metastazlarda en çok beyin, akciğer ve kemik öne çıkar. Lenf nodu yayılımlarında ise; lenf bezinin gidebileceği her yöne metastaz yapabilir. Primer tümör (ana tümör) metastaz çıkarıldığı olgularda, 5 yıllık yaşam %50’ye varabilir. Eskiden beri idrarda kan gelmesi, ağrı, kitleye bağlı olan semptomlar, böbrek tümörlerinin klasik tanımında rol oynar. Mikroskopik ve makroskopik idrarda kan gelmesi yüzde 50, bel ağrısı yüzde 35-40 ve ele gelen kitle hastalığın ilerlediğini gösterir. Bunlarda yüksek dozda elektropohitin yapımı yüzde 3 oranında hastalarda görülür, kırmızı kan hücreleri aşırı miktarda ortaya çıkabilir. Ateş, anormal karaciğer fonksiyonları, hipertansiyon, sedimentasyonun yüksekliği böbrek kanserinin varlığına işaret eden belirtilerdir.”

Tanısı nasıl konur?
bobrek-kanser-sekilProf. Topuz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Görüntüleme yöntemlerinde intravenöz ürografi ilk kullanılan yöntem olmalıdır. Ultrasonografide; renal kitlelerin kistik veya solid olduğunun ayrımı da faydalıdır. BT, böbrek kanserleri tanısında en güvenilirliği olan görüntülemedir. Manyetik rezonansta ve ven damarlarının tümör infiltrasyonunu göstermesi bakımından yararlıdır. Tedavi edilmeyen vakalarda 5 yıllık yaşam şansı yüzde 2’nin altında, erken evrelerde yüzde 85’e çıkar. Tümörün büyüklüğü, kötü gelişimi gösterir. Histolojik olarak sarkomötöz grupta prognoz daha kötüdür.

Böbrek kanseri tedavisi
Lokalize hastalıkta ilk yapılan tedavi cerrahidir. Eğer diğer böbrek tam işlev yapıyorsa, hastalıklı böbreğin çıkarılması en yararlı tedavi şeklidir. Mümkünse metastazlar çıkarılmalıdır. Böbrek tümörlerinde radyoterapinin sağ kalımı gösterilmemiştir. Cerrahi olamayan metastatik olgularda, gerektiğinde palyatif amaçlı radyoterapi uygulanabilir. Eski ilaç tedavilerinden metastatik vakalarda 5-FU, vinblastin ve cisplatin gibi ilaçlar yüzde 5 üzerinde olumlu yanıt alınan ilaçlardır. FDA onayı almış tek yüksek doz interlökin-2 uygulanmasıdır, yanıt oranı yüzde 15-20 arasıdır. İnterlökin-2 ‘ye interferon alfa tedaviye ilave edilebilir. 5-FU ilave edilen vakalar da vardır. Ancak bu, genel durumu çok iyi olan hastalarda denenebilir.

el-ilac-tabletSon zamanlarda tirozinkinaz inhibitori olan sorafenib ve sunutinib yapılan çalışmalarda umut verici sonuçlar elde edilmiştir, bu hedefe yönelik uygulamalar böbrek tümörü tedavisinde önemlidir. Bunun dışında bevasizumab ve antianjiyogenetik ajanlarda, çalışmalar devam etmektedir. Dentritik hücre bazlı aşılar ve antianjigenetik ajanları üzerinde günümüzde de çalışılır ve bu gelişme ümit vericidir. Kök hücre transplantasyonu da denenir, bazı vakalarda olumlu sonuçlar elde edilir. Böbrek tümörlerinde büyük üzüntülerin ve stresin rolü olduğu söylenir, fakat kesin olarak bilimsel çalışmalarla ispat edilememiştir.”

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla