Ilko
Ilko

Günlük fiziksel aktivite kanser hastalarının hayat kalitesini artırıyor

  |   Kategori: Kanser, Kongreler, Üye Yazıları

Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından Antalya’da düzenlenen 6. Uluslararası Lösemi Lenfoma Miyelom Kongresi yoğun bir bilimsel gündemin ardından tamamlandı. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında, konuşan uzmanlar, günlük düzenli hareketin, kanser hastalarının iyileşmesinde belirgin iyi sonuç verdiğine yönelik bir araştırmanın sonuçlarını açıkladılar. Ayrıca, son dönemde sıklıkla gündeme gelen akıllı moleküllere yönelik olarak, bu ilaçların son derece başarılı sonuçlarının gözlendiği ancak henüz ilk teşhis konulmuş hastalara verilecek düzeyde araştırmaların sonuçlanmadığı, standart tedavilere yanıt vermeyenlere ilaç uygulamasının sürdüğü kaydedildi. Basın toplantısında konuşan Türk Hematoloji Derneği (THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, hastaların yaşam sürelerinin uzatıldığını, bu nedenle yaşam kalitesinin ön plana çıktığını dile getirdi.

Kongrenin 4 temayı ön plana aldığını belirten Prof. Dr. Demir, bunların; hastaların yaşam kalitesi, hedefe yönelik ve hücresel tedavilerin yaşam kalitelerine etkileri, fiziksel aktivitenin kanserli hastalarına etkileri ve Türkiye’de hematoloji alanında yapılan klinik araştırmaların durumu, olduğunu söyledi. Yeni tedavi moleküllerinin genellikle 18 yaş üstü hastalar için kurgulandığını dile getiren Prof. Dr. Demir, ancak son yıllarda bu ilaçların çocukluk ve ergenlik döneminde kullanımının arttığını belirtti.

Hematolojik kanserli hastalarda beslenme ve diyet nasıl olmalı?

Çocukluk çağındaki kanserlerde başarımız %80’lerin üstünde

Çocuklarda görülen habis hastalıklarda tedavi başarısının %80’lerin üstünde olduğunu söyleyen THD İkinci Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tülin Tiraje Celkan, 15 yaş altındaki çocuklarda saptanan kanser oranlarının tüm kanserlerin %2’sini oluşturduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Kanser tedavisi ile çocuklarda kür şansı %80’lerdedir, hatta bazı alt tiplerde; ALL, erken evre Hodgkin Lenfoma ve Wilms tümörü bu oran %90’ların üstüne çıkmaktadır. Böyle iyi sonuçlar elde edildiği için tedaviye bağlı gelişen yan etkiler giderek önem kazanmaktadır.

Kanserden kurtulan bir çocuğun önünde 60-70 yıllık bir yaşam olduğunu düşünürsek, bu süreyi kaliteli geçirmesi önem kazanır. Artık yaşayan hastalarımız çok fazla, hatta 2020’lere 2030’lara geldiğimizde her 200-300 çocuktan birisi bir kanser atlatmış hale gelecek deniliyor. Bu hastalığı kaliteli yaşaması bizim açımızdan önemli. Daha önceki yıllardaki hedefimiz, yaşatmaktı ancak şimdi kaliteli yaşatmak asıl hedefimiz oldu.”

Yan etkileri azaltmak, sadece tümör hücresini ortadan kaldırmak için hedefe yönelik tedavilerin giderek daha fazla kullanılmaya başladığını belirten Prof. Dr. Celkan, özellikle lösemi ve lenfomalarda anti CD20, anti CD19, anti CD33’ün rutin tedavilere girdiğini söyledi. Bunun yanında çocuklarda kök hücre (kemik iliği, periferik kan, kordon kanı) transplantasyonunun hem selim hem de malign hastalıklarda ülkemizde 20’den fazla merkezde uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Celkan, “Yurtdışındaki tedavilerin hepsi ülkemizde de başarıyla gerçekleştirilmektedir. Ayrıca ülkemizden birçok merkez yurtdışında yapılan klinik çalışmalara katılmakta ve hasta vermektedir” diye konuştu.

Son 10 yılda hedefe yönelik birçok tedavi geliştirildi

İtalya Bologna Üniversitesi Hematoloji Bölümü’nden Dr. Francesca Palandri ise, özellikle son 10 yıl içinde, hedefe yönelik birçok tedavinin geliştirildiğini, akıllı moleküllere yönelik yeni tedavilerin genellikle standart tedavilerle birlikte uygulandığını hatırlatarak, standart tedavilerle yanıt alınamayan hastalara uygulanan bu tür yeni tedavilerin iyileşme yanında yan etkileri azaltma yönünde de başarı gösterdiğini kaydetti. Lösemiye yönelik bir soruyu yanıtlayan Dr. Palandri, ağızdan bir ilaç ile kronik miyoloid lösemideki (KML) gibi bir başarıya henüz ulaşılamadığını bildirdi.

Kan kanserinde hedef bulundu! Yeni ilaç sayesinde yaşam süresi 4 kat uzadı!

Tamamen iyileşme sağlanamayan kronik hastalıklarda yaşam kalitesinin önemli faktör haline geldiğini vurgulayan Dr. Francesca Palandri, yeni akıllı moleküllerle tedavilerde, kendi bakımını sağlayabilmesi, günlük rutinini yerine getirebilmesi dışında kişilerin aynı zamanda işine geri dönmesi, etrafındakilerle normal ilişki kurmasının da sağlanabildiğini belirterek, “Bu da sonuçta farklı bir yaşamı beraberinde getiriyor, toplam yaşam sürelerinde de önemli avantajlar elde edebiliyorsunuz ve yaşam süresi de daha uzun oluyor. Bu moleküllerde bu bağlamda hastaların yaşam kalitesi çok önemli, üzerinde durulması gereken bir noktadır. Belirgin düzelmeleri de elde edebiliyoruz” dedi.

Akıllı moleküllerin kanser hastalıklarının tedavisinde hızla geliştiğini dile getiren THD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, şu bilgileri verdi: “Bir hücre kanserleşiyor, kanserleşirken neresi bozuluyor onu biliyorsanız eğer, onu düzeltici, onu yok edici bir tedavi yöntemi uygulayabilirsiniz. Bu molekülün cinsi kimyasal olabilir, anti CD20 antikor gibi bir immünoterapi molekülü olabilir veya bir hücre olabilir. Siz bir hücreyi alırsınız, değiştirirsiniz tekrar hastaya verirsiniz. Bunlar hep akılcı ilaçlar, akıllı yöntemler, hedefe yönelik moleküller olarak tedaviler olabilir.”

İlacın kullanım sürecinde, bir molekülün hemen kullanıma alınamadığını, çünkü yeni bir molekülün ne tür sonuçlara yol açabildiğinin bilinmediğini kaydeden Prof. Dr. Demir, bu nedenle öncelikle standart tedavilere direnç gösteren hastalarda, sonrasında ilerleme sağlandıkça birinci ve ikinci basamaktaki hastalara verildiğini vurguladı.

Yaşam kalitesi ve geç dönem yan etkiler

Yaşam kalitesi denildiğinde ileride ortaya çıkabilecek yan etkilerin de söz konusu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demir, çocuklara verilen tedaviler sonrasında iyileşme sağlansa da çok ileri yaşlarda “geç dönem yan etkilerin” ortaya çıkabildiğini belirterek, “Geç dönem yan etkiler ne demektir; tedaviyi yaparsınız o dönemde bir sürü yan etkileri olur, hasta iyileşmiştir ama 10 sene sonra karşınıza gelişme geriliği ile gelebilir.

TÜRKÖK Projesi’nde kök hücre bağışçı sayısının 500 bine ulaşması hedefleniyor

Yani sizin kullandığınız ilaçlar kemoterapötik ilaçlar büyüme ve gelişmeyi etkileyebilir veya seks fonksiyonlarını etkileyebilir veya bir 10 sene sonra kalp rahatsızlığıyla, bir kalp yetersizliğiyle karşınıza gelebilir. Neye bağlı; bu kullanılan kemoterapötik ajanların ya akut etkisine ya da birikici etkisine bağlı olarak ortaya çıkabiliyor” bilgisini verdi.

Bu unsurların da dikkate alındığını ve tedavi uygulanırken geç dönem yan etkileri mümkün olduğunca minimize ettiklerini belirten Prof. Dr. Demir, “ Tedaviye başlamadan, uyarılarımızı yaparız. Aileyi de, çocukları da, gençleri de uyarırız, önlemler almaya çalışırız” diye konuştu.

Yeni araştırma: Kanser hastaları haftada üç kez, sadece 30 dakika yürüdüklerinde yaşam kaliteleri artıyor

Dernek olarak vurgulamak istedikleri konulardan birinin Türkiye’de çok başarılı tedaviler yürütüldüğü ve küresel ölçekte başarılı sağlandığının anlatılması olduğunu belirten Prof. Dr. Demir, “İleri evre, metastatik dediğimiz meme kanseri, karaciğer kanseri, bağırsak kanseri ile birlikte hematolojik kanserlerde çok büyük başarılar elde ediyoruz. Ülkemizde artık bu yadsınamaz” dedi.

Yeni bir araştırmadan da söz eden Prof. Dr. Demir, hastaların ruhsal durumlarının, fiziki hareketlerinin başarıya katkısı olduğunun belirlendiğini kaydetti. Prof. Dr. Demir, “Türk Hematoloji Derneği 2016’da size şunu söyledi: Hareketsiz kalma yaşamdan kopma. O zaman sizlere Dünya Tromboz Gününde hareketsizliğin obeziteye, kalp damar hastalıklarına yol açtığını söylemiştik. Bu da önlenebilir bir metotla egzersizle, hareket ederek önlenebilir demiştik” hatırlatmasını yaptı.

Hematolojik kanserlere yönelik de hareketin etkisini gösteren bir araştırmanın 2017 başında yayınlandığını belirten Prof. Dr. Demir, araştırmanın iki gruba ayrılan hastaların birine 30’ar dakika hareket ettirilmesi, diğerinin ise hareket etmemesi şeklinde organize edildiğini kaydetti. Prof. Dr. Demir, “6-12-16 haftalık periyodların sonunda bu kişilerin yaşama bağımlılığı, ruhsal durumu, akıl sağlığı, hastalığına uyumu, tedavilerine uyumu yürümeyenlere göre daha iyi çıktı. O yüzden diyoruz ki bu tür hastalar, doktoru izin verdiği sürece, enfeksiyon için önlem aldığı sürece gün aşırı 30’ar dakika grup halinde, aile bireyleri veya arkadaşları ile düzenli yürüyüş yapması kendi ruh sağlığı için ve özellikle yaşam kalitesini yükseltmesi açısından oldukça önemlidir” dedi.

Türkiye, hematolojik kanserlerin tedavisinde Dünya süper liginde yer alıyor

Türkiye’nin klinik araştırmalarda yıldızı yükseliyor

THD Genel Sekreteri Prof. Dr. Güner Hayri Özsan da Türkiye’nin tedavi konusunda başarılı bir ülke olduğunun, klinik araştırmalarda da yıldızının yükseldiğinin altını çizerek, “Birçok uluslararası klinik çalışma artık Türkiye’de yürütülmekte. Hematoloji alanında onlarca çalışma yürüyor. Birçok üniversite, bazen özel merkezlerde veya diğer devlet kurumlarında bu çalışmaların yürütüldüğünü görüyoruz çeşitli hastalık gruplarında. Örneğin; biz Dokuz Eylül Üniversitesi’nde oldukça yoğun çalışıyoruz.

Birçok çalışmamız olabiliyor. Tabii ki normal tedavimiz standart tedavi, ancak hastaların tedavi tercihi olduğu zaman bu klinik çalışmalara katılmaları, bazı ilaçlara daha erken ulaşmaları, bazı durumlarda özellikle nüksetmiş hastalık durumlarında da, mevcut olasılıklar azaldığında da yine bu tür klinik çalışmalar sayesinde yeni umutlara yol açmak da söz konusu olabiliyor. Klinik çalışmalar sadece bu bağlamda yarar sağlamıyor ayrıca sağlık bütçesine de önemli bir katkıda bulunuyor çünkü bu klinik çalışmaların bütün ilaçları araştırmanın sağlık bütçesinden sağlanıyor, çok yüksek meblağlara ulaşıyor. Bu şekilde de hem hastalar bundan yarar görebiliyor ama muhakkak yan etkileri konusunda bilgilendiriliyor” diye konuştu.

Türk Hematoloji Derneği (THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Demir, 25 yabancı konuşmacı ve Türkiye ile dünyadan 300’e yakın hematoloji uzmanının katılımıyla gerçekleşen kongrede, 12 bilimsel oturum, 3 uydu sempozyumu, 29 moderatörün başkanlığında 34 konuşmacıyla kongrenin gerçekleştirildiği bilgisini verdi. Kongreye Mısır, Yunanistan, Romanya, Hollanda, Bahreyn, Makedonya, İspanya, ABD, Fransa, Sudan, Karadağ, İtalya, İngiltere, Kanada ve Almanya’dan katılımcıların geldiğini kaydetti.


Araç çubuğuna atla